Caz müziğin efsaneleşmiş “en”leri

“Doğaçlamanın kraliçesi”nden 20. yüzyılın müzik dehasına, benzersiz emprovizasyon stiliyle caz müziğin efsanevi isminden “klavyenin mihracesi”  olarak sayısız ödül elde etmiş caz efsanelerine… 30 Nisan Dünya Caz Günü’nde,  caza yön veren “en”leri sizler için derledik.
Miles Davis

Miles Davis bir Jazz trompetçisi, şef ve besteciydi. İsmini Jazz tarihine altın harflerle yazdıran Davis; BBC Radyo, Jazz FM, müzisyenler, eleştirmenler ve gazeteciler tarafından belirlenen 50 müzisyenin yer aldığı bir ankette, dinleyicilerin oyları sonucunda Tüm Zamanların En İyi 10 Jazz Artisti listesinin birinci sırasında yer aldı.

Hem dinleyiciler hem de eleştirmenler tarafından büyük ilgi gören Birth of the Cool plağıyla birlikte, müzik tarzı olarak Davis’e benzetilen plaklar Cool Jazz olarak tanımlandı. 1969 yılında; John Coltrane, Julian Adderley, Bill Evans, Paul Chambers ve Philly Joe Jones ile birlikte hazırladıkları Kind of Blue albümü, 2002 yılına kadar üç milyondan fazla satarak büyük bir rekor kırdı.

Louis Armstrong

Caz müziğini derinden etkileyen ve caz tarihinin en iyi trompetçisi olarak anılan Louis Daniel Armstrong, “Satchmo” takma adıyla bilinir. Çocukluğu New Orleans’ın yoksul semtlerinde geçti. Trompet çalmayı, 13 yaşında girdiği ıslahevinde öğrendi. 1922’de King Oliver’in Creole Jazz Band adlı orkestrasına girdi. 1924’te New York’ta, Fletcher Henderson ile çalıştı. “Hot Five” ve “Hot Seven” adlı toplulukları kurdu. Eski caz anlayışına bağlı kaldı. Trompeti ve boğuk sesiyle müzik dünyasına New Orleans cazını kazandırdı. Pürüzlü sesi ve ikonik trompet çalışı ile cazı sahne ışıklarıyla tanıştırmış ve kendisini izleyen müzisyenlere ilham oldu.

 

Duke Ellington

1914 yılında Lester Dishman ile birlikte çalıştığı sırada ilk kompozisyonu ”Soda Fountain Rag”ı besteledi. Washington’da müzisyen olarak katıldığı partilerle ve birlikte çaldığı gruplarla adını duyurmaya başladı. 1923 yılında arkadaşları Sonny Greer veOtto Hardwick ile New York’a taşınarak “The Washingtonians” adıyla çalışmaya başladı.

Duke Ellington ismi, ABD, İngiltere ve Fransa’da uluslararası üne sahip bir caz müzisyeni olarak anılmaya başlandı. 1930 yılında grubu ile beraber “Check and Double Check” filminde boy gösterdi. Ellington’ın kariyeri, sonraki kırk yıl boyunca aynı yüksek tempodaki turnelerele devam etti. 1930 ve 1942 yılları arasında kariyerinin en üretken dönemini yaşayan Ellington, bu dönemde en kalıcı çalışmaları olan “Mood İndigo”, “Sophisticated Lady”, “In a Sentimental Mood” ve “Don’t Get Around Much Anymore” gibi eserlerini yazdı.

John Coltrane

Kendine özgü saksafon çalma stiliyle ve besteleriyle günümüzde Joshua Redman, Archie Shepp, Jeff Kashiwa ve Stanley Turrentine gibi birçok caz saksafoncusuna ışık tutmuş, çalışmalarına esin kaynağı oldu. 1955 -1958 yılları arasında Miles Davis Quintet’te çaldı ve bu grup onun müzikal gelişimini önemli ölçüde şekillendirdi. 1960’ta kendi quartet’ını kurdu. Bu quartet’ta piyanist McCoy Tyner, davulcu Elvin Jones, basçı da Jimmy Garrison’la birlikte çaldı. Bu grupla sadece kendi kariyerinin değil aynı zamanda caz tarihinin de en önemli albümlerini kaydetti. Bunlar içerisinde en öne çıkan albümü ise 1965 yılında çıkardığı A Love Supreme idi. 1997’de de Grammy Yaşam Boyu Başarı Ödülü’ne layık görüldü.

Cazın efsane isimlerinden, “Trane” lakaplı Amerikalı saksofoncu ve besteci John Coltrane, ustaca emprovizasyonu, üstün müzisyenliği ve caz tarihinin merkezindeki ikonik mevcudiyeti ile müzisyenlik hayatı boyunca dinleyicilerinde derin duygusal ve ruhani uyandırmıştır.

Ella Fitzgerald

Ella Jane Fitzgerald, enstalasyonunun ve yorumunun kusursuzluğu, doğaçlamalarda bir trompet gibi kullanabildiği üç oktav aralığını aşan sesiyle anılır. İlk kez 17 yaşında Apollo Tiyatrosu’nda sahneye çıktı. 1941’de solo kariyerine başladı ve Norman Granz’la çalıştığı caz konserlerine devam etti. Elli yedi seneyi aşan kariyerinde 13 Grammy Ödülü ile ABD başkanları Ronald Reagan (Ulusal Sanat Madalyası) ve George H. W. Bush (Özgürlük Madalyası) tarafından verilmiş iki ayrı ödüle sahip oldu.

Trompetçi ve caz vokalisti Louis Armstrong, gitarist Joe Pass ve orkestra şefleri Count Basie ve Duke Ellington ile yaptığı çalışmalarla da tanınır. Çeşitli bestecilerin eserlerini seslendirdiği 8 şarkı kitabının (Great American Songbook) kayıtları devam ederken uluslararası turnelere de çıktı. Fitzgerald uzun kariyeri boyunca ünlü birçok müzisyenle yan yana çalıştı.

“Doğaçlamanın kraliçesi” olarak bilinen Ella Fitzgerald, üç oktavı aşan sesi ile 13 Grammy ödülüne sahip olan bir caz ustasıdır. Zor bir çocukluk geçirmesinin yanında sokakta bile yaşayan Ella, caz dünyasının en önemli isimlerinden biridir.

Charlie Parker

Fırtınalı yaşamının noktalanmasından önce, yaşantısını müziğinde hissettirebilmeyi başarmış, eserleriyle birçok müzisyeni etkileyerek yol gösterdi. Müzik kariyerinin erken yaşlarında ‘Bird’ (Kuş) lakabını almıştır. Bu takma ismin geçmişi hakkında birçok söylenti bulunmaktadır.

Parker’ın beste yapmadığı, notaları yazmaya fırsatının olmadığı bilinir. Bestelerinin çoğunu Dizzy Gillespie’ye yazdırmıştır. Buna rağmen caz tarihinin gelmiş geçmiş en büyük saksofoncusu olarak anılır.

Billie Holiday

Takma adı “Lady Day” olan Billie Holiday, gezgin bir müzisyen babanın kızıdır. Zor geçen çocukluk döneminin ardından 18 yaşına geldiğinde çalıştığı kulüplerde şarkı söylemeye başladı. Aynı süreçte Aretha Franklin, Leonard Cohen gibi isimleri ünlü yapan organizatör John Hammond tarafından keşfedildi. Blues türünü kendisine yaşam tarzı edinen ve mesleğinde kısa sürede başarı elde eden Holiday, caz tarihinin en önemli seslerinden biri oldu. Şarkı sözü yazarlığı ve beste yaptı. Birçok caz ve blues şarkıcısına ilham kaynağı oldu. Summertime gibi bazı yorumları klasikler arasına girdi.

Thelonious Monk

Thelonious Sphere Monk, Amerikalı caz piyanisti ve bestecidir. Eşsiz bir doğaçlama tarzı olan Monk, standart caz repertuvarına “Round Midnight”, “Blue Monk”, “Straight, No Chaser”, “Ruby, My Dear”, “In Walked Bud” ve “Well, You Needn’t” gibi eserleri kazandırmıştır. Duke Ellington’dan sonra en çok kayıt yapan ikinci caz bestecisi konumundadır.

 

 

 Oscar Peterson

Henüz beş yaşında trompet ve piyano çalmaya başladı. 1943’te Quebec’te bir halk dansları orkestrasında çalmaya başlayarak, bu bölgede bir orkestrada çalan ilk siyah müzisyen olan Peterson, 1949’da sürpriz bir davetle ABD’de çalınca ünü dünyada yayılmaya başladı.

Peterson’un jazz dünyası içine girişi, emprezaryo Norman Granz’la tanıştırılmasıyla start aldı. “Dünyanın en çok tanınan Kanada’lısı” olarak bilinen Peterson, Louis Armstrong, Roy Eldridge, Nat King Cole, Dizzy Gillespie, Charlie Parker, Stan Gets, Ben Webster, Lester Young gibi caz dünyasının devleriyle birlikte çaldı. Boogie-woogie, swing, bebop tarzlarının virtüözü haline geldi. 60 yılı aşkın müzik yaşamında 200 kadar albümü dinleyicilerle buluşturdu.