Ne var ne yok?

Kültür sanatta bu hafta ne var ne yok?

Sizler için kültür sanatın nabzını tutmaya devam ediyoruz.

Hisart Canlı Tarih Müzesi’nde Uluslararası Sergiler

Dünyada benzeri bulunmayan sergileme konseptiyle dikkat çeken Hisart Canlı Tarih Müzesi, 2026 yılı itibarıyla uluslararası alanda güçlü bir açılım yapmaya hazırlanıyor. Kurulduğu günden bu yana 1500 yıllık bir tarih perspektifini özgün müzecilik yaklaşımıyla sunan Hisart, yeni dönemde tarih ve sanat dünyasını küresel ölçekte buluşturacak projelere odaklanıyor. Hisart’ın uluslararası sergi hedeflerinin merkezinde, 2026 yılı içinde Amerika Birleşik Devletleri’nde gerçekleştirilmesi planlanan iki sergi yer alıyor. Kültürel diplomasi açısından yüksek öneme sahip bu projeler, Selçuklu’dan Osmanlı’ya ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna kadar çok katmanlı tarihi kapsayan geniş bir perspektifi uluslararası izleyiciyle buluşturmayı amaçlıyor.

Art Show: Galeriler Buluşması 2026 Başlıyor

İlk edisyonu 2024 yılında hayata geçirilen Art Show: Galeriler Buluşması’nın ikinci edisyonu 12 Şubat 2026 Perşembe günü özel ön gösterim ardından 13-15 Şubat 2026 tarihleri arasında yeniden sanatseverlerle buluşacak. Uluslararası Sanat Galerileri Derneği’nin kapsamlı vizyonunun ve “kültürel bir platform” olma hedefinin ilk somut adımı olarak öne çıkan etkinlik, Türkiye sanat piyasasını uluslararası alanda temsil etme amacı güden galerileri bir araya getiriyor. Çağdaş sanatın dönüşümüne yön veren yenilikçi bir oluşum olan USGD çatısı altında düzenlenen ve 2Plan Terminal – Etiler’de gerçekleşmesi planlanan Art Show: Galeriler Buluşması 2026; rekabet yerine dayanışmayı merkeze alan, sanat dünyasını hiyerarşiden uzak, şeffaf ve erişilebilir bir yapıda buluşturmaya hazırlanıyor.

33. İstanbul Caz Festivali’nde İsimler Açıklandı

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından, 30 Haziran – 14 Temmuz tarihleri arasında gerçekleştirilecek 33. İstanbul Caz Festivali’nin ilk sürprizleri belli oldu. Festival ilk üç gününde Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu’nda üç büyük ismi ağırlayacak. Festival açılışını 30 Haziran Salı akşamı Marcus Miller ile yapacak. Miller, doğumunun 100. yılında ustası Miles Davis’i anmak için Bill Evans, Mike Stern, Mino Cinelu ve Russell Gunn’ın da yer aldığı WE WANT MILES! projesiyle sahnede olacak. 1 Temmuz Çarşamba akşamı, ‘Can I Call You Rose?’, ‘Will I See You Again?’ gibi parçalarıyla tanınan, soul müziğin yükselen yıldızı Thee Sacred Souls ilk Türkiye konserinde festival izleyicisiyle buluşacak. 2 Temmuz Perşembe akşamı ise Led Zeppelin’in söz ve ses hazinesi Robert Plant, tüm dünyada olağanüstü ses getiren yeni grubu Saving Grace ve Suzi Dian ile 33. İstanbul Caz Festivali sahnesinde olacak. 33. İstanbul Caz Festivali programının tamamı önümüzdeki aylarda açıklanacak.

“Sevgilerle, Bedri Rahmi Eyüboğlu” Sergisi Casa Botter’de

Ressam, yazar ve şair Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun dönemin önemli kültür-sanat isimleri ve aile dostlarıyla yazıştığı mektuplarının zarflarından oluşan “Sevgilerle, Bedri Rahmi Eyüboğlu” sergisi 29 Mart’a kadar Casa Botter’de sanatseverlerle buluşuyor. İBB Kültür ve İBB Miras katkılarıyla düzenlenen sergide Fikret Mualla’nın Bedri Rahmi’ye yazdığı bir mektup ile Eyüboğlu’nun Nâzım Hikmet için kaleme aldığı ve Yiğidim Aslanım olarak bilinen Zindanı Taştan Oyarlar şiirinin el yazması gibi parçalar özellikle dikkat çekiyor. ​“Sevgilerle, Bedri Rahmi Eyüboğlu” sergisinde yer alan zarflar tarihi birer belge olmanın ötesinde, Bedri Rahmi’nin görsel dünyasının küçük tuvallerine dönüşüyor. Soyut ve soyutlamaya yakın kompozisyonlar, tekrar eden biçimler, otoportre siluetleri, balık imgeleri, Amerika yıllarında kullandığı kum ve farklı malzemelerle oluşturulmuş yüzeyler, geleneksel motiflerle birleşerek sanatçının özgün dilini yansıtıyor.

5 Oyuncu, 40 Karakter: Radyatro Show, Londra Sahnesinde

Tiyatro Ak’la Kara, yıllardır izleyicinin hafızasında yer eden sahne enerjisini bu kez Londra’ya taşıyor. Türkiye’de sahnelendiği günden bu yana adından sıkça söz ettiren, beş oyuncunun 40’tan fazla karaktere hayat verdiği Radyatro Show, 27 Şubat’ta Londra Shaw Theatre’da İngilizce olarak seyirciyle buluşuyor. Jules Verne’in zamansız klasiği “80 Günde Dünya Gezisi”, Tiyatro Ak’la Kara’nın özgün yorumu ile klasik tiyatro kalıplarının dışına çıkan, temposu yüksek ve hayal gücünü sahneye taşıyan bir performansa dönüşüyor. Oyun, izleyiciyi sadece koltuğunda oturan bir seyirci değil, bu yolculuğun canlı bir parçası haline getiriyor. Oyunun sahnedeki güçlü kadrosunda Savaş Özdural, Özdemir Çiftçioğlu, Fatih Özacun, Can Esendal ve Ilgın Angın yer alıyor. Aynı anda hem anlatıcıya hem karakterlere dönüşen oyuncular, sahnede adeta bir dünya kuruyor.

Blue 25. Yıl Turnesi Kapsamında Türkiye’ye Geliyor

Yeni albümleri Reflections’ı, 9 Ocak’ta yayımlayan, sevilen İngiliz grup Blue, 25. Yıl turnesi kapsamında Türkiye’de iki konser verecek. Konserler 30 Ekim’de İstanbul Volkswagen Arena’da ve 31 Ekim’de Ankara Congresium’da, Stagepass ve Ment Events organizasyonuyla gerçekleşecek. Elton John ile seslendirdikleri “Sorry Seems To Be the Hardest Word” düetiyle hafızalara kazınan; “All Rise” ve “One Love” gibi şarkılarıyla 2000’li yıllara damga vuran Blue, bu turnede hem kariyerlerinin en sevilen parçalarını hem de yeni albüm Reflections’dan yeni besteleri aynı konserde buluşturuyor. Konser repertuarı, grubun geçmişiyle bugünü arasında güçlü bir köprü kuruyor.

“Çehov’un İnsanları” ABD Sahnesinde

Studio Garage imzasını taşıyan Çehov’un İnsanları, 9 Şubat’ta New Jersey’de bulunan Williams Center’da ilk kez seyirciyle buluşuyor. Nadir Sarıbacak’ın yönetmenliğinde sahneye taşınan oyun, Anton Çehov’un öykü ve kısa oyunlarından yola çıkarak insan doğasına dair evrensel bir anlatı kuruyor. Çehov’un Sevgili Doktor öyküsü ile Ayı ve Bir Evlenme Teklifi adlı kısa oyunlarından beslenen Çehov’un İnsanları, bireyin iç dünyasına odaklanan çok katmanlı bir sahne dili sunuyor. Görülme arzusu, iletişimsizlik, değişme isteği ve bu isteğin yarattığı tıkanmışlık; oyunun merkezinde yer alan temalar arasında. Baskı kuranlarla bu baskının altında ezilenler arasındaki görünmez çatışma, sınıfsal sorunlar, kadın erkek ilişklileri, sıradan insanların öyküleri oyunun dramatik omurgasını oluşturuyor. Yapım, Amerika’daki Türkiyeli tiyatro üretiminin görünürlüğünü artıran önemli çalışmalardan biri olarak değerlendiriliyor.

Yerel Projeler Hibe Programı Yedinci Açık Çağrı

Yerel Projeler Hibe Programı‘nın yedinci açık çağrı dönemi için başvurular 3 Şubat 2026’da başladı. Yerel topluluklara ve onların ihtiyaçlarına yönelik kültür-sanat projelerinin desteklendiği Yerel Projeler Hibe Programı’nın yedinci açık çağrı döneminde başvurular 10 Mart 2026, Salı günü saat 18.00’de sona erecek. Yerel Projeler Hibe Programı’na Türkiye’de yerleşik, resmi statüsü olan veya olmayan sivil toplum kuruluşları, girişimler ve kâr amacı gütmeden proje üretmek isteyen tüm bireyler başvurabiliyor. Eş başvuran ve/veya iştirakçi ile başvuru yapılabilirken, başvuru sahiplerinin kültür-sanat alanındaki en az 2 yıllık faaliyetlerini belgelemeleri bekleniyor. Programa, çevrimiçi ve matbu yayın, gazetecilik, belgeselcilik, koleksiyon ve arşivcilik faaliyetleri, konser, performans, tiyatro ve film prodüksiyonu, sergi, atölye-seminer-sempozyum ve eğitim programı projeleriyle başvurulabiliyor.

Rachel Cusk’ın Kaleminden Sarsıcı Bir Kitap: Sonrası

Rachel Cusk yalnızca romanlarıyla değil, anı, deneme, eleştiri gibi türleri iç içe geçirdiği düzyazı kitaplarıyla da günümüzün en önemli edebiyatçıları arasında yer alıyor. Hamileliğini ve anneliğinin ilk yılını ele aldığı Bir Ömrün Emeği’nin ve ailesiyle birlikte çıktığı İtalya seyahatini anlattığı Son Akşam Yemeği’nin ardından gelen Sonrası’nın da yayımlanmasıyla, Cusk’ın bir üçleme olarak görülebilecek düzyazı kitaplarının sonuncusu Sonrası – Evlilik ve Ayrılığa Dair Türkçede okurla buluşuyor. Evliliğin sona erişinin ardından gelen yeni gerçekliği soğukkanlılıkla keşfe çıkan Cusk, kadının toplum içindeki yerini, aileyi ve evliliği, otorite kavramını teşrih masasına yatırıyor; yeni edinilmiş acı bir bilginin ışığında hem kendi çocukluğuna ve ailesine yeni bir gözle bakıyor hem de belli başlı Yunan tragedyalarına taze bir bakış getiriyor. Sonrası, Rachel Cusk’ın yazarlığında Çerçeve üçlemesiyle başlayan kırılmaya dair ipuçları da sunan, sarsıcı bir kitap.