
İBB Kültür AŞ işletmesindeki Şerefiye Sarnıcı, gizemli ve büyülü hikâyesiyle en bilinen mitlerden olan Şahmeran heykellerine ev sahipliği yapıyor. Sarnıcın içinde ve dışında sergilenen toplam 5 eser, ziyaretçilerine tarihle iç içe bir keşif imkânı sunuyor.
1600 yıllık tarihiyle büyüleyici bir atmosfere sahip Şerefiye Sarnıcı, Anadolu kültürünün en mistik anlatılarından biri olan Şahmeran’ı, farklı üsluplarda tasarlanmış heykeller aracılığıyla ziyaretçilerle buluşturuyor. Bubi, Fırat Engin, Mehmet Sinan Kuran, Baysan Yüksel, İsmet Yedikardeş ve Seydi Murat Koç’un imzasını taşıyan eserler, yüzyıllar öncesinden gelen bu mitolojik hikâyeyi çağdaş sanatın diliyle yeniden yorumluyor.
Şerefiye Sarnıcı’nın bahçesinde ve içerisinde sergilenen eserler, sanatçıların Şahmeran figürünü kendi bakış açılarıyla yorumladıkları ve ona özgün bir ifade kazandırdıkları bir biçimde karşımıza çıkıyor. Sanatçıların kendi duygusal zenginliğini ve yaratıcı perspektifini yansıtan heykeller, aynı zamanda Şahmeran’ın eşsiz güzelliği ve mitolojik anlamını farklı bir dille ziyaretçiye sunuyor.
***
Şahmeran hikâyesi hakkında:
Hiç eskimeyen yüzlerce yıllık hikâyenin Tarsus’ta geçtiği rivayet edilmektedir. Binlerce yıl, yerin yedi kat altında yaşayan bu efsanevi yaratığın üst bedeni genç, güzel bir kadın; alt kısmı ise yılandır. İnsanlar onu bulurlarsa öldüreceklerini bildiği için yer altındaki gizli bir bahçede Maran adı verilen yılanlarla birlikte barış içerisinde, onların şahı olarak yaşarmış.
Efsaneye göre, Şahmeran’ı gören ilk insan Cemşab’mış. Arkadaşları tarafından ihanete uğrayan Cemşab saklandığı mağarada Şahmeran ile karşılaşır ve yerini kimseye söylemeyeceğine dair bir söz verir. Günlerden bir gün ülkenin padişahı hastalanır. Hastalığının tek çaresinin Şahmeran’ın etini yemek olduğuna inanılır. Padişahın veziri, Şahmeran’ı gören insanların suda derisinin pul pul olduğunu bildiğini anlatınca, bütün şehir zorla hamama götürülür ve Cemşab’ın sırrı böylelikle açığa çıkar.
Saraya getirilen Şahmeran, öldürülmek üzereyken Cemşab’a: “Beni kesip kaynatacaklar, kaynayan ilk kazandan sakın içme, bu su zehirlidir; ikinci kazandan iç, bu su sonsuz şifadır, sonsuz bilgiyi saklar.” der. İlk kazandan içen padişah ve vezir oracıkta ölür; ikinci kazandan içen Cemşab ise dünyaya hiç bakmadığı gibi bakıp hiç işitmediği gibi işitmeye başlar. Cemşab’ın kazandığı bu vasıflar nedeniyle, onun Lokman Hekim olduğu da rivayet edilmektedir.