
Kültür sanatta bu hafta ne var ne yok?
Sizler için kültür sanatın nabzını tutmaya devam ediyoruz
ENKA Sanat’ta 2026-2027 Sezonu Başlıyor

ENKA Sanat, 26 Ekim–15 Aralık tarihleri arasında gerçekleşecek yeni sezonunda, Türkiye’den ve dünyadan virtüöz sanatçıları ve seçkin toplulukları ağırlamaya hazırlanıyor. Oda müziğinin farklı dönemlerini buluşturan konserlerin ve tiyatro etkinliklerinin yanı sıra National Theatre Live’ın sahneden perdeye taşıdığı iki önemli yapım da izleyiciyle buluşacak. Kasım ayı programında klasik repertuvardan çağdaş eserlere uzanan ENKA Sanat, 3 Kasım Salı akşamı Nexus Trio’yu ağırlayacak. Berlin Philharmonie’de gerçekleştirdiği dünya prömiyerinin ardından Türkiye’deki ilk konserini verecek olan topluluk, uluslararası alanda başarılarıyla öne çıkan Türk müzisyenler Hande Küden (keman), Birsen Ulucan (piyano) ve Çağ Erçağ’ı (viyolonsel) aynı sahnede buluşturacak.
Emin Alper’e KINENOVA’dan Dünya Sinemasına Üstün Katkı Ödülü

Yönetmen Emin Alper, Kuzey Makedonya’nın başkenti Üsküp’te 14–17 Ekim tarihleri arasında düzenlenen 11. KINENOVA Uluslararası Film Festivali’nde “Golden Mane: Dünya Sinema Sanatına Üstün Katkı Özel Ödülü”ne layık görüldü. Festival konseyi, oy birliğiyle aldığı kararda Alper’i yeni kuşak dünya sinemasının en etkili yönetmenleri arasında gösterirken, bugüne kadar çektiği beş filmde ortaya koyduğu özgün sinema diline, cesur anlatımına ve toplumsal meseleleri ele alışındaki insani derinliğe dikkat çekti. Festivalin açılış töreninde ödülünü alan Emin Alper, konuşmasında sinemanın yalnızca hikâye anlatma aracı değil, aynı zamanda dünyayı sorgulama biçimi olduğunu vurguladı.
Arter’in Yeni Grup Sergisi “Sonra yok. Sonrası şimdi.” Açıldı

Arter Koleksiyonu’ndan yapıtları Delfin Öğütoğulları küratörlüğünde bir araya getiren “Sonra yok. Sonrası şimdi.” başlıklı sergi, Arter’in 3. kat galerisinde sanatseverlerle buluşuyor. Dünyanın sonunu uzak bir tehdit olarak değil, sürekli yeniden üretilen mevcut bir durum olarak ele alan sergi, varoluşsal, ekolojik ve politik düzlemlerde süregelen yavaş çöküşün farklı katmanlarını görünür kılıyor. İlk bakışta kıyamet imgelerini çağrıştıran yapıtlar, popüler kültürde sıkça karşılaşılan felaket senaryolarının ardında gizlenen gerçeklere odaklanıyor. Adını Cormac McCarthy’nin Yol adlı romanından alan “Sonra yok. Sonrası şimdi.”, kıyameti tekil ve sonlu bir olay olarak değerlendirmek yerine, dünyanın tükenişine ilişkin koşulları sorguluyor. “Son” kavramının trajik, sinematik ve kimi zaman absürt yönlerini irdeleyen sergi, kıyamet düşüncesinin nasıl manipüle edildiğini, medya aracılığıyla nasıl yeniden üretildiğini ve tekrar eden söylemlerle nasıl şekillendirildiğini ele alıyor.
Kadıköy Belediyesi Süreyya Operası’nda İki Özel Konser

Kadıköy Belediyesi Süreyya Operası, sonbahar programı kapsamında 22 Ekim’de Szigeti Quartet’i, 19 Kasım’da ise Sara Dragan ve Kenny Broberg’in sahne alacağı “Godowsky: Zamansız Ezgiler” konserini müzikseverlerle buluşturacak. 22 Ekim Perşembe günü saat 20.00’de, İstanbul Macar Kültür Merkezi’nin katkılarıyla sahne alacak Szigeti Quartet, Béla Bartók ve Antonín Dvořák’ın eserlerini seslendirecek. Uluslararası başarılarıyla tanınan topluluk, klasik müziğin seçkin örneklerini dinleyicilere sunacak. 19 Kasım Perşembe günü saat 20.00’de gerçekleşecek “Godowsky: Zamansız Ezgiler” konserinde ise keman virtüözü Sara Dragan ve piyanist Kenny Broberg ilk kez aynı sahneyi paylaşacak. Leopold Godowsky’nin doğumunun 155. yılına özel hazırlanan konserde ikili, bestecinin Chopin’den izler taşıyan keman ve piyano eserlerini yorumlayacak.
Sinem Demirci’nin Yeni Sergisi: Inside Your Head

Pg Art Gallery, 24 Ekim – 27 Kasım 2026 tarihleri arasında Sinem Demirci’nin “Inside Your Head” başlıklı sergisine ev sahipliği yapıyor. Gerçeklik, her zaman göründüğü kadar tanıdık değildir. Bazen sıradan bir anın içinde beliren beklenmedik bir ayrıntı, bildiğimiz dünyanın sınırlarını belirsizleştirir. Tanıdık olan yabancılaşır, olağan olan tuhaflaşır; gerçek ile hayal arasındaki çizgi giderek silikleşir. Sinem Demirci’nin resimlerinde gündelik yaşamın sıradan ayrıntıları, beklenmedik karşılaşmalarla farklı bir gerçekliğe dönüşür. Kadınlar, hayvanlar ve nesneler aynı sahneyi paylaşırken alışıldık ilişkiler, yerini açıklama gerektirmeyen birlikteliklere bırakır. Hiçbir şey tam olarak olması beklenen yerde değildir; buna rağmen her figür bulunduğu ortama doğal bir şekilde ait görünür. Bakışlar, duruşlar ve figürler arasındaki ilişkiler, tanıdık olanla tuhaf olanın iç içe geçtiği bir dünya yaratır.
Canlandıranlar Uluslararası Film Festivali “Daha Neler!” Temasıyla Başladı

Canlandıranlar Derneği tarafından bu yıl 14’üncüsü düzenlenen Canlandıranlar Uluslararası Film Festivali, 19-25 Ekim tarihleri arasında “Daha Neler!” temasıyla İstanbul’da animasyonseverleri bir araya getiriyor. Institut français İstanbul, İBB Beyoğlu Sineması, İBB İstanbul Sinema Ofisi ve İ.M.Ç.’de gerçekleştirilecek festivalde, 27 ülkeden 66 uluslararası ve 10 ulusal yarışma filminin de aralarında bulunduğu toplam 82 kısa film, 14 tematik seçkiyle izleyiciyle buluşacak. Festivalin bu yılki onur konuğu, deneysel canlandırma sinemasının önde gelen isimlerinden Avusturyalı sanatçı, akademisyen ve küratör Thomas Renoldner olacak. Renoldner, 1990-2024 yıllarını kapsayan “Bir Retrospektif” seçkisinin yanı sıra sanat pratiğini paylaşacağı “Sanatçı Olarak Yaşamım” başlıklı ustalık sınıfıyla izleyicilerle buluşacak. Festivalin diğer uluslararası konukları arasında ise ödüllü Güney Koreli animasyon yönetmeni Miyoung Baek ve Annecy ödüllü Blaise filminin senaristi Clémence Lebatteux yer alıyor.
Sinan Kafadar’ın 10 Yıllık Arşivi Goba Art & Design’da

Sinan Kafadar’ın son 10 yılda farklı coğrafyalarda, kentlerde ve yolculuklarda ürettiği eskiz ve suluboya çalışmalarını bir araya getiren “Gördüklerim… Düşündüklerim… Çizdiklerim…” başlıklı sergisi, 5 Kasım’a kadar Goba Art & Design’da sanatseverlerle buluşuyor. Çizimi, mimari tasarımın ötesinde dünyayı kaydetmenin bir yolu olarak ele alan sanatçının kişisel arşivinden yaklaşık 120 eserin yer aldığı sergi, sekiz farklı temadan oluşuyor. İstanbul’dan arkeolojik alanlara, denizcilikten gündelik nesnelere uzanan seçkide ağırlıklı olarak özgün çalışmalar yer alırken, sanatçının defterlerinden ayırmadığı bazı çizimler ise bire bir ölçekte, tek edisyon ve imzalı olarak sunuluyor. Sergiden elde edilecek gelirin tamamı, sanatçının mezun olduğu İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’nde düzenlenecek eskiz ve suluboya yarışmasına ve yarışmada ilk üçe giren öğrencilerin katılacağı eskiz turu programına aktarılacak.
Ankara Film Festivali’nde Yarışacak Kısa Filmler Açıklandı

12–20 Kasım 2026 tarihleri arasında düzenlenecek 37. Ankara Film Festivali’nin Ulusal Kısa Film Yarışması’nda finale kalan yapımlar açıklandı. Başvuran 203 kısa film arasından seçilen 15 yapım, Burcu Aykar, Hakan Bıçakcı ve Nazlı Bulum’dan oluşan ana jüri tarafından değerlendirilecek. Bu yıl yarışmada Halil Yılmaz’ın “10 Üzerinden 10’luk Şehre (?) Bir Mektup”, Melis Balcı’nın “Anaokulu”, Çağatay Turan’ın “Ateş Olmayan Yerden Duman Çıkmaz”, Yaşar Güney Yurdakul’un “Bir Gece Kadar Uzak”, Metîn Ewr’in “Hazine”, Erol Küçük’ün “Hazirun”, Elif Büşra Keleş’in “Her Şey Dahil”, Zeynep Tarhan’ın “Kare Kare İçinde”, Soner Alan’ın “Kısa Akıl”, Reşat Fuat Çam’ın “Lawrence Cad. 650”, Sis Gürdal’ın “Porkatal”, Abdullah Harun İlhan’ın “Sanat Okulu”, Buse Halaçoğlu’nun “Yakın”, Dalya Keleş’in “Yerçekimi” ve Simay Başık’ın “Yerden Yüksek” adlı kısa filmleri yarışacak.
Nedim Gürsel’den “Paris Buluşmaları”

Nedim Gürsel’in yarım yüzyıllık Paris serüvenini anlattığı, okurlarını Aragon, Baudelaire, Yahya Kemal ve Nâzım Hikmet’in izinde Seine kıyısında lirik bir gece yürüyüşüne çıkardığı Paris Buluşmaları, Doğan Kitap etiketiyle yayımlandı. Gürsel, Paris Buluşmaları’nda kentin sokaklarında ve rıhtımlarında biriken melankoliyi, geçmişe duyduğu özlemi ve yazıyla ölüme meydan okuyan bir ömrün muhasebesini kaleme alıyor. Paris, yazar için kimi zaman kucaklayan bir sevgili, kimi zaman insanı yalnızlığıyla yüzleştiren karanlık bir uçurum olarak beliriyor. Gürsel, tüm bu duyguların eşliğinde okurlarını, limandan demir almadan önce Paris’le son bir buluşmaya davet ediyor. “Gerçek sevgilimin Paris olduğunun çok sonra farkına varacaktım; nice uykusuzluklardan, Seine Nehri’nin kıyısında dolaşmalardan, yazacağım kitaplardan sonra.”