Ne var ne yok?

Kültür sanatta bu hafta ne var ne yok?

Sizler için kültür sanatın nabzını tutmaya devam ediyoruz.

Seramik Sergisi “Toprak Uykuda Değil” Tersane İstanbul’da

Tersane İstanbul ve Kolekta iş birliğiyle, KTSM (Kale Tasarım ve Sanat Merkezi) ana sponsorluğunda düzenlenen “Toprak Uykuda Değil” başlıklı karma seramik sergisi, 30 Ocak 2026 tarihine kadar Tersane İstanbul’da sanatseverlerle buluşuyor. Güncel seramik üretiminin öne çıkan örneklerini bir araya getiren sergi, seramiği merkezine alarak farklı kuşaklardan sanatçıların form, yüzey, ölçek ve teknik üzerinden geliştirdiği geniş üretim alanını görünür kılıyor. Geleneksel malzeme bilgisini bugünün deneysel yaklaşımlarıyla yan yana düşünerek, seramiğin açık, hareketli ve çoğul bir ifade alanı olduğunu vurguluyor.

Farklı Bir Restoran Hikâyesi: “Yanlış Siparişler Restoranı”

Shirō Oguni’nin demaslı bireylerin toplumun aktif bir üyesi olabileceğini göstermeyi amaçladığı, fikri gerçek bir restorana dayanan kitabı Yanlış Siparişler Restoranı, Zeynep Ezgi Zümbül’ün Japonca aslından çevirisiyle Epsilon Yayınevi’nden çıktı. “Siparişleri yanlış getiren bir restoran mı? Ne tuhaf bir yer!” Belki siz de böyle düşüneceksiniz. Ama bu restoranda servis yapanların hepsi demansla mücadele eden yaşlı insanlar. Hâliyle bazen siparişler karışabiliyor fakat bu restoranın amacı da tam olarak bu: Yanlış yapmayı kabullenmek ve bu yanlışları birlikte gülümsemeye çevirmek.

Aura Design Studio’dan Uluslararası Başarı

Luxury Lifestyle Awards tarafından her yıl açıklanan “TOP 100 Architects of the World”, mimarlık sektöründe global ölçekte en saygın referanslardan biri olarak kabul ediliyor. Tasarım kalitesi, marka itibarı, yenilikçilik, müşteri deneyimi ve uluslararası başarı gibi çok sayıda kriterle belirlenen liste, dünya çapında “en iyilerin en iyisi” olarak değerlendirilen mimarlık stüdyolarını bir araya getiriyor. Bu prestijli seçkide bu yıl Aura Design Studio, kapsamlı değerlendirme sürecini başarıyla geçerek 2025 yılı Dünyanın En İyi 100 Mimarı listesine girmeye hak kazandı. Modern mimarlığı sürdürülebilirlik, estetik ve fonksiyonellikle birleştiren yaklaşımıyla dikkat çeken stüdyo; kullanıcı odaklı tasarım dili, güçlü proje portföyü ve uluslararası standartlardaki çalışmalarıyla öne çıkmayı başardı.

Chris Isaak, 2026 Yazında Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu’nda

Rock’n roll’un efsane ismi Chris Isaak, Epifoni 10. yıl konserleri serisi kapsamında 20 Haziran 2026 akşamı Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu’nda müzikseverlerle buluşacak. Platin plak sahibi ve Grammy adayı Chris Isaak, müzik dünyasına damgasını vuran 13 stüdyo albümü ve 12 hit single ile uluslararası bir ikon hâline geldi. “Wicked Game”, “Baby Did a Bad, Bad Thing”, “Blue Hotel” gibi efsaneleşmiş şarkılarıyla tüm dünyada milyonlarca dinleyiciye ulaştı ve Spotify’da toplam 1.3 milyar dinlenme sayısına erişti. ​Chris Isaak, İstanbul konserinde kariyerinin klasikleşmiş hitlerini seslendirecek ve hayranlarına unutulmaz bir müzik deneyimi yaşatacak. Konserin biletlerine Passo’dan ulaşabilirsiniz.

Geleceği Merak Eden Çocuklara Yapay Zekâ Rehberi

Ayşegül İldeniz’in çocukları otonom araçlar, dilimizi öğrenmeye başlayan robotlar ve zihin okuyabilen makinelerle dolu bir dünyaya davet ettiği kitabı Geleceği Merak Ediyorum: Yapay Zekâ, Murat Kalkavan’ın resimleri eşliğinde Doğan Çocuk’tan çıktı. İnovasyon ve teknoloji dünyasında uluslararası ölçekli çalışmalarıyla tanınan İldeniz, karmaşık kavramları anlaşılır ve akıcı bir dille anlatarak çocukların hem bilgilenmesini hem de ilham almasını sağlıyor. Hazırladığı bu rehber ile çocukların yapay zekâyla sağlıklı bir ilişki kurması ve geleceğe daha hazır olmaları konusunda onlara yardımcı oluyor. ​“Geleceği Merak Ediyorum: Yapay Zekâ, çocuklar için yapay zekâya dair güçlü bir başlangıç rehberi. Günlük hayattaki uygulamalardan geleceğin teknolojilerine kadar pek çok konuyu eğlenceli örnekler ve renkli çizimlerle açıklıyor. Yapay zekâyı çocukların yaratıcılıklarını geliştirecek bir imkân olarak sunuyor ve onlara “Ben de üretirim, tasarlarım, hayal ederim!” diyebilecekleri bir zemin hazırlıyor.”

İstanbul Modern Sinema’dan Çin’e Yolculuk: “Hikâye Çin’de Geçiyor”

İstanbul Modern Sinema, Çin sinemasının son iki yılda hem gişede hem de festivallerde öne çıkan yapımlarından oluşan “Hikâye Çin’de Geçiyor” başlıklı seçkiyi 18-21 Aralık tarihleri arasında sinemaseverlerle buluşturacak. Seçki, Çin toplumunun güncel sosyo-ekonomik dönüşümünü farklı konu ve karakterler üzerinden ele alıyor. Bu yıl üçüncüsü düzenlenen programdaki filmler, aynı zamanda dünya sinemasında giderek güçlenen Çin sinemasının yeni türlerdeki açılımlarını da yansıtıyor. Seçkide, 1990’ların Çin’inde gençlik ve sanat ruhunu yakalayan animasyon Sanat Akademisi 1994, Berlin Film Festivali’nde yarışan ve Pekin’de orta yaşlı bir baba ile genç bir kadının kurduğu beklenmedik yakınlığı konu alan Gölgesiz Kule, “Çin’in Barbie’si” olarak anılan ve gişede büyük başarı elde eden kadın filmi Onun Hikâyesi, 1970’lerde göç eden bir annenin emek ve dayanışma yoluyla Hong Kong’da başarıya ulaşmasını anlatan Mantı Kraliçesi ve 1942’de yaşanan trajik bir deniz kazasını hayatta kalanların tanıklıkları ve arşiv görüntüleriyle aktaran belgesel Lisbon Maru’nun Batışı yer alıyor.

Angst” 19 Aralık’ta BOA Sahne’de

 

Absürt estetikten beslenen bir çağdaş performans Angst, 19 Aralık’ta BOA Sahne’de izleyicilerle buluşacak. “Biçimsel olarak Commedia dell’Arte ve çizgi film estetiğinden etkilenen oyunda, çok uzak bir diyarda ve kocaman bir hiçliğin ortasında yaşayan canlılar ‘farklı olan’ın gelmesiyle kaygıyı hatırlarlar. Bu kaygının geçmesi için ‘farklı olan’ın aynılaşması yani yüklerinden kurtulması/unutması gerekir. Bu nedenle ameliyata alınır. Oyun boyunca alışıldık anlamlarından arındırılmış nesneler, yeniden kurgulanmış bir dil ve beden hareketleri kullanılır. Bu evrende ne beden tanıdıktır ne dil ne zaman ne de mekân; her şey başka bir gerçekliğin yasalarına göre biçimlenmiştir. Ameliyat sahnesi, baskı, dönüşüm ve uyum sağlama pratiklerinin grotesk bir aynasına dönüşür. Başka bir dünyada geçiyor gibi görünse de Angst, yaşadığımız dünyanın görünmez normlarını, dayatmalarını ve ‘aynılaşma’ mekanizmalarını görünür kılar.”

Moni Salim Özgilik’in “Moni’25” Sergisi İMÇ’de

Moni Salim Özgilik’in “Moni’25” başlıklı kişisel sergisi, 10 Ocak 2026 tarihine kadar İMÇ 5. Blok’ta yer alan 5533, İMALAT-HANE Proje Alanı ve yüzonbir’de sanatseverlerle buluşuyor. Sergi, üç farklı mekânı birbirine bağlayan bütünlüklü bir anlatı sunuyor. Sanatçının 2023–2025 yılları arasında Türkiye’de ürettiği işler bir araya getiriliyor. Özgilik, İMÇ’de kurduğu atölyeden yola çıkarak temas ettiği insanlar, mekânlar ve malzemelerle katılıma açık bir “oyun alanı” inşa ediyor. Sergi, Kaş’taki Kabapınar Köyü’nden İMÇ’nin hareketli koridorlarına uzanan bir hat kuruyor. El değiştiren ve yeniden biçimlendirilen nesneler, birlikte üretmenin ortak hafızasına işaret ediyor. Terk edilmiş bir köy ile yoğun bir ticaret merkezini bir araya getiren sergi, değişimden geriye kalanlara ve yeni başlangıçların heyecanına odaklanıyor. Mine Söyler ve Deniz Özgültekin küratörlüğündeki sergiye eşlik edecek etkinlikler, mekânların sosyal medya hesaplarından duyurulacak.

Tony Cragg “Heykel” Sergisiyle Dirimart’t

Dirimart, çağdaş heykelin önde gelen isimlerinden Tony Cragg’in “Heykel” başlıklı galerideki ilk kişisel sergisine ev sahipliği yapıyor. 15 Aralık 2025 – 18 Ocak 2026 tarihleri arasında gerçekleşen sergi, sanatçının son dönem çalışmalarına odaklanıyor. Bronz, ahşap, alüminyum ve çelikten üretilen heykeller, form ve malzeme arasındaki ilişkiyi yeniden düşünmeye davet ediyor. Çok katmanlı yapılar, organik ve kurgusal sınırlar arasında akışkan bir dil kuruyor. Sergi, küçük ölçekli işler ile anıtsal heykelleri bir araya getiriyor. Galeri iç mekânından bahçeye uzanan yerleşim, izleyiciye farklı mekânsal deneyimler sunuyor. Tony Cragg’in heykelleri, doğa ve insan yapımı dünya arasındaki etkileşimi çağdaş bir bakışla görünür kılıyor.