Ne var ne yok?

Kültür sanatta bu hafta ne var ne yok?

Sizler için kültür sanatın nabzını tutmaya devam ediyoruz

İş Sanat’ın Yeni Sezonu 5 Kasım’da Başlıyor

 

İş Sanat, klasik müzikten flamenkoya uzanan zengin 27. sezon programına 5 Kasım’da başlayacak. Yeni sezonun açılışı, 5 Kasım Perşembe akşamı şef Gürer Aykal yönetimindeki Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası (BİFO) ve dünyaca ünlü keman virtüözü Viktoria Mullova’nın konseriyle gerçekleşecek. Konserde Hasan Ferit Alnar’ın “Prelüd ve İki Dans” eseri, Beethoven’ın Re Majör Keman Konçertosu ve Çaykovski’nin 5. Senfonisi seslendirilecek. Sezon boyunca İş Kuleleri Salonu; Lisette Oropesa, Maxim Vengerov, Schönbrunn Sarayı Orkestrası, Michel Camilo ve Tomatito ikilisi, Estrella Morente ve Youn Sun Nah gibi uluslararası müzik dünyasının önemli isimlerini ağırlayacak. Flamenko efsanesi Paco Peña ise Londra’daki Sadler’s Wells Tiyatrosu’nda prömiyerini yapan, dans ve tiyatroyu buluşturan “Solera” projesiyle 9 Aralık Çarşamba akşamı sahne alacak. Yerli yapımlar kapsamında Musa Eroğlu’nun “Karacaoğlan İzinden” ve Yeni Türkü’nün “Olmasa Mektubun” konserleri müzikseverlerle buluşacak.

Foça Film Günleri Ekim 2026’da Geri Dönüyor

Arkeologlar, film yapımcıları ve sinemaseverler, 14-18 Ekim tarihleri arasında düzenlenecek 9. Foça Uluslararası Arkeoloji ve Kültürel Miras Belgesel Film Festivali (Foça Film Günleri) kapsamında bir araya gelecek. Antik kent Phokaia’da (Foça) gerçekleştirilecek festival, ödüllü belgesel filmleri tarihi Ege kasabasının sonbahar atmosferiyle buluşturacak. Ekim ayında Foça’yı bu kez deniz turizmi değil, sinema hareketlendirecek. Festival boyunca sinemaseverler, ödüllü filmleri ücretsiz izleme ve yönetmenlerle sohbet etme fırsatı bulacak. Programda ayrıca Türkiye’de ve Foça’da yürütülen arkeolojik çalışmaları tanıtan söyleşiler, tarihî yürüyüşler ve yaratıcı atölyeler yer alacak. Bu yılki programda 13 ülkeden 39 kısa ve uzun metrajlı belgesel gösterilecek. Katılımcılar, Türkiye, Almanya, ABD, Fransa, İtalya, Portekiz, Rusya ve Yunanistan’dan konuk yönetmenler ile Türkiye ve İtalya’dan arkeologların yer alacağı gösterim sonrası söyleşilere de katılabilecek.

Misafir Sanatçı Programı Çıktıları “Kıyı Hafızası”nda Sergileniyor

Dokuz sanatçının Şile’nin Karadeniz kıyısında katıldığı yedi günlük misafir sanatçı programı kapsamında üretilen eserleri bir araya getiren “Kıyı Hafızası” sergisi, 6 Ekim-15 Kasım 2026 tarihleri arasında Decollage Art Space’te izleyiciyle buluşuyor. Sanatçılar: Zahit Büyükişleyen, Özlem Üner, Serap Atala, Atilla Atala, Devabil Kara, Veysel Günay, Fevzi Karakoç, Yalçın Gökçebağ ve Resul Aytemür. Sergi, program süresince ortaya çıkan eserleri sanatçıların önceki çalışmalarıyla buluşturarak mekânın, şehir ritminin ve insan ilişkilerinin sanatsal üretimi nasıl şekillendirdiğini ele alıyor. Kıyı şeridi ise bu yaklaşımın çıkış noktasını oluşturuyor. Coğrafi sınırları inceleyen Lewis Fry Richardson, bir kıyı şeridinin ölçülen uzunluğunun kullanılan ölçeğe göre değiştiğini ortaya koyuyor. Ölçüm yöntemi değiştikçe sonuç farklılaşıyor; üstelik kıyı şeridi, gözlemlendiği sırada da hareket etmeyi sürdürüyor.

Borusan Contemporary’den Ekim Ayı Çocuk Atölyeleri

Çağdaş sanatın ilham verici dünyasını çocuklarla buluşturan Borusan Contemporary, ekim ayı boyunca Perili Köşk’te düzenlenecek kapsamlı bir atölye programına ev sahipliği yapıyor. Müzenin güncel sergileri “Olivo Barbieri: Zaman Mekân Geometri” ve “Perili”den ilham alan program, Borusan Hikâye Evi’nin anlatı odaklı pedagojik yaklaşımı ile atölyepikolo’nun disiplinlerarası üretim anlayışını bir araya getiriyor. Sergi gezileriyle başlayan atölyelerde çocuklar, yalnızca izleyici olmakla kalmayıp sanat eserlerini doğrudan deneyimleme fırsatı buluyor. Renk, doku, şehir, doğa ve mimari gibi kavramlar; yaratıcı drama, dans, suluboya, kolaj ve üç boyutlu tasarım gibi farklı ifade biçimleri aracılığıyla keşfediliyor.

İstanbul’un Kültürel Mirası Victoria & Albert Müzesi’nde Sergilenecek

100. yılını kutlayan Koç Topluluğu, Vehbi Koç Vakfı bünyesindeki kültür kurumları ve Topluluk şirketlerinin çalışmalarıyla sanatın farklı disiplinlerini geniş kitlelerle buluşturmaya devam ediyor. Türkiye’nin kültürel mirasına uluslararası projelerle katkı sağlayan Koç Holding, dünyanın önde gelen müze gruplarından Victoria and Albert Museum (V&A) ile gerçekleştirdiği iş birliği kapsamında İstanbul’un köklü tarihini Londra’ya taşıyor. Koç Holding iş birliği ve Huo Ailesi Vakfı’nın desteğiyle düzenlenen “Konstantinopolis’ten İstanbul’a: Bir Şehir, İki İmparatorluk” sergisi, 7 Kasım 2026’da V&A’da ziyarete açılacak. İstanbul’un Bizans ve Osmanlı imparatorluklarına başkentlik yaptığı yaklaşık 1600 yıllık dönemi ele alan sergi, kentin sanat, tasarım ve mimari alanlarındaki zengin mirasını gözler önüne serecek. Tim Stanley ve Bella Radenovic küratörlüğünde hazırlanan sergi, İstanbul’un iki imparatorluğa uzanan tarihini Birleşik Krallık’ta ilk kez bu kapsamda sanatseverlerle buluşturacak.

Yanköşe, TUNCA’nın “Yan Yana” Çalışmasına Ev Sahipliği Yapıyor

Kahve Dünyası’nın kamusal alanda hayata geçirdiği sanat projesi Yanköşe, 12. edisyonunda TUNCA’nın Yan Yana adlı çalışmasını sanatseverlerle buluşturuyor. TUNCA, Yan Yana çalışmasında Ayvalık ve çevresindeki eski evlerden toplanan ahşap pencereleri kentsel hafızanın izlerini taşıyan birer arşiv malzemesine dönüştürüyor. Her biri farklı bir yaşamı, hikâyeyi ve bakış açısını temsil eden pencereler, bir araya geldiklerinde farklılıklara rağmen birlikte var olma hâlini yansıtan kolektif bir kent hafızası oluşturuyor. Eser, 1980’lerden itibaren hız kazanan çarpık kentleşmenin, gecekondu kültürünün ve kentsel dönüşümün kent dokusunda bıraktığı izlere odaklanıyor. Çalışmalarında hafıza, tarih ve dönüşüm temalarını ele alan TUNCA, tarihî kalıntılardan, arşivlerden ve geçmişten günümüze ulaşan nesnelerden ilham alıyor.

Paulo Coelho’dan “Melek”

Paulo Coelho’nun kendi yaşamından yola çıkarak kaleme aldığı, insanın mucizeyi ararken kendisiyle yüzleşmesini anlatan romanı Melek, Emrah İmre’nin çevirisiyle Can Yayınları’ndan çıktı. Melek, korkuların ötesine geçmeyi, sevginin gücünü ve insanın kendi iç sesini yeniden keşfetmesini konu alan samimi bir dönüşüm hikâyesi. Rio de Janeiro’da başlayan romanda Paulo, hayallerini kaybetme korkusuyla yüzleşirken üstadı J.’nin yönlendirmesiyle koruyucu meleğini bulmak üzere Mojave Çölü’ne doğru yola çıkar. Ancak bu yolculukta karşısına çıkan Valkürler adlı gizemli kadın motosikletçiler, manevi arayışını beklenmedik bir yöne taşır. “Melekler sevginin harekete geçmiş hâlidir. Sevgi asla durmaz, büyümek için mücadele eder, iyiliğin ve kötülüğün ötesindedir. Sevgi her şeyi yutar, her şeyi yok eder, her şeyi affeder. Melekler bu sevgiden yaratılmıştır ve aynı zamanda onun elçileridir.”

16 Sanatçıdan Natürmorta Yeni Bakış: Bakışın Nesnesi

Akademililer Sanat Galerisi, 15 Ekim – 21 Kasım 2026 tarihleri arasında natürmortu 16 sanatçının farklı bakış açıları ve sanatsal yorumlarıyla ele alan “Bakışın Nesnesi” başlıklı karma sergiye ev sahipliği yapıyor. Joel Menemşe tarafından düzenlenen sergi, farklı dönemlerde yolları Akademililer’de kesişen sanatçıları yeniden bir araya getiriyor. Sanat tarihinin köklü türlerinden biri olan natürmort, değişen sanat anlayışlarıyla birlikte yeniden yorumlanmaya devam ediyor. “Bakışın Nesnesi”, bu türü yalnızca resmedilen nesneler üzerinden değil, sanatçıların onları algılama, seçme ve dönüştürme biçimleri üzerinden inceliyor. Farklı dönemlerde üretilmiş çalışmalarla yeni eserleri buluşturan sergi, natürmortun 16 sanatçının özgün üslubuyla kazandığı farklı anlamları ve ifade biçimlerini gözler önüne seriyor.

Ceren Oykut’un “Kavuşma” Sergisi Barın Han’da

Barın Han, Ceren Oykut’un eserlerinden oluşan “Kavuşma” başlıklı kişisel sergisini 29 Kasım’a kadar sanatseverlerle buluşturuyor. Yasemin Nur küratörlüğünde hazırlanan sergi, Barın Han’ın eski bir su kuyusuna açılan bodrum katından Çemberlitaş’a bakan balkonuna kadar tüm yapıya yayılıyor. Sanatçının farklı dönemlerde ürettiği eserleri kronolojik bir sıralama yerine İstanbul ve Berlin başta olmak üzere yaşadığı şehirlerin, çalıştığı mekânların ve kişisel hafızasının izleriyle bir araya getiriyor. Çizim, kâğıt, kumaş, animasyon, ateş, ışık ve ses gibi farklı malzeme ve ifade biçimlerini buluşturan “Kavuşma”, Barın Han’ın özgün mimarisini de serginin bir parçasına dönüştürüyor. Emin Barın’ın hat çalışmalarından yeni desenlere ve rüzgârla ses üreten enstrümanlara uzanan seçki, Oykut’un sanatsal üretimine farklı karşılaşmalar üzerinden yeni bir bakış sunuyor.